Kayıtlar

Ekim 3, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Nazım Hikmet Ran (Kuvâyi Milliye Destanı— Dördüncü Bap, Nurettin Eşfak'ın Bir Mektubu Ve Bir Şiir)

Resim
Kardeşim, sana bu mektubu Ankara'da Kuyulu kahvede yazıyorum. Hep aynı Anadolu havalarını çalıyor gramafon kocaman bir boru çiçeğine benzeyen ağzıyla. Dışarıda yağmur... Mektepten istifa ettim. Cepheye gidiyorum ihtiyat zabitliğiyle. Çocuklarımıza Türkçe okutmak, öğretmek, sevdirmek onlara dünyanın en diri, en taze dillerinden birini, kendi dillerini, güzel şey, büyük şey. Fakat, bu dilin insanları için çakmak çalmak cephede daha büyük daha güzel. Biliyorum : İş bölümünde bahsedeceksin. Fakat Ankara'da çocuklarıdır vermek, bozkırda ateş hattına girmek haksız ve hazin bir iş bölümü. Öyle günlerde yaşıyoruz ki ben bir iş yapabildim diyebilmek için : hep alnının ortasında duyacaksın ölümü. Bak, tam sana bunları yazarken asker geçiyor sokaktan; yağmurda harap postallarının meşinini ıslatarak Meclisin önüne doğru iniyorlar, İstasyona gideceler. Ve türkü söylerken, her nedense her zaman yaptığı gibi, sesini incelterek marş okuyor genç Türk köylüsü : "Ankara' nın taşına bak, ...